Bismillahirrahmanirrahim... Sitede günlük gazete ve haberleri takip edebilirsiniz.Sitede ilahi, kuran_ı kerim, şiir, müzik dinleyebilir, oyun oynayabilirsiniz. Forum da bilgilerinizi paylaşabilirsiniz.......
   
  www.biltor.tr.gg
  MAKALE
 

“Dinle” Ey CHP!
Abdurrahman Dilipak - Vakit tarih 31.05.2008, 10:24 (UTC)
 




Aslında bu tartışmalar iyi oluyor. Bu vesile ile bazı gerçekler günyüzüne çıkıyor.
Sav'ın sözleri nasıl da ayağına dolaştı. Şu hale bakın. Bunlar Ana Muhalefet olacak! Sokakta öfkeli, saldırgan, şizofren adam dolaşıyor. Ama siyaset biraz daha dingin insanların işi olmalı.. Sokak ağzı ile, kahvehane üslûbu ile siyaset yapılmaz ki!
Sav'ın açık bıraktığı cep telefonu kaydından malûm media ve CHP, bir rejim krizi üretmeye kalktı. Sonuç da ortada. Hani, Allah bilir, Sav’ın cep telefonunun şarjı bitmeseydi, daha neler konuşmuşlardır neler. Hani kaptırmış gidiyorlar.. İşte yeni Ergenekon, yeni susurluk bu!
Şimdi Sav önce, şu eski gaflarından dolayı özür dilemedi, ardından da Baykal.
Dibek döğenin hık deyicisi, malûm media da.. Malûm Medianın kışkırtmasının peşinden savrulup hemen bildiri yayınlamaya koşan STK'lar da! Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olmak, daha da ötesi, zanlarının üzerine iktidara ve Vakit'e karşı ağır ithamlarda bulunmak..
Dinleyen kişiler, kurumlar bu tartışmaları izlerken neler hissediyorlar bilmiyorum.
önce yasal dinleme nasıl yapılıyor, onu bir anlatayım.
Savcılık bir soruşturma kapsamında belli bir konu, zaman, kişi ve telefon özelinde sürekli takip için mahkemeden talepte bulunabiliyor.. Bu dinleme sonuçları eğer konuyla ilgili değilse imha ediliyor. Konuyla ilgili ise delil olarak dosyaya konuyor.. Dinleme genel olarak ilgili telefon şirketinde yazarak paralel bir şekilde yapılıyor..
Kuşkusuz bunun dışında da dinleme yapılıyordur.. Ama bunların delil olma özelliği olmadığı gibi, aynı zamanda suçtur. İstihbaratçılar bu tür dinlemeler yaptıklarında amaçlarına uygun bilgilere dayalı yorum, bilgi ve kanaat sahibi oluyorlar.. Peki nasıl dinliyorlar. Eskiden parkta, otobüste biri yanınıza gelir otururdu. Yan masadan “kulak misafiri” olurdu, ama artık öyle değil..
Yine telefon dinlemek için hatta kaynak yapılırdı. Daha sonra telefon hattının üzerine kondansötör gibi tel sararak dinleme yapmaya başladılar. Ama artık teknoloji gelişti.. İnternet, ceb ve kablolu telefonları isteyen herkes basit bir düzenekle dinleyebilir.. Bunun cihazları yurtdışında birkaç bin dolara satılıyor.. İşadamları rakiplerini dinlemek için, meraklı zengin çocukları da hobi olsun diye dinliyor olabilirler birçok telefonu.
Daha da ilginci, artık evinizin penceresini gören kilometrelerce ötedeki biri, laser ışığı ile evinizin içini dinleyebilir..öyle cihazlar var ki; yerin metrelerce altındaki doğalgaz ya da su boru hattındaki sızmanın sesini yer yüzünden duyabiliyor. Ama mesela yanından geçen kamyonun sesini duymuyor.. Bilgisayar sadece su sesine odaklanmış. Diğer sesleri siliyor.
20 metre ötedeki bir böceğin, kulakla normal şartlarda duyulması mümkün olmayan sesi, artık birtakım düzeneklerle duyulabiliyor.. Aynı şekilde güneydoğuda kilometrelerce uzakta hareket eden canlılar, termal kameralarla görülüp, ayak sesleri duyulabiliyor..
Arkadan gelen bir araç belli bir mesafeden sizi dinleyebilir mesela.. Yan masada mp3'lü bir cep telefonu ile bütün konuşmalarınız kayda alınabilir.. Yanınızdaki cep telefonu, cep telefonu ile konuşmasanız da ortamdaki sesi dışarıya aktarabilir..
Tabiî gelip böcek yerleştirmişlerse zaten sorun yok.
Hatta şimdi tekno böceklerden söz ediliyor. Uçuyor, hareket ediyor. Dış görünümü de böcek gibi..
CHP, iktidarın kendilerini dinlettiğini sanıyor, ama bu ülkede herkes herkesi dinliyor bana kalırsa..
Polis mi dinliyor! Polisi de dinliyorlar.. Kimi gazeteciler polis telsizine girmiyorlar mı?
Yahu malûm medianın içindeki embedded gazetecilerin işi ne? Media tetikçiliği biraz da belki merkezlerin dinleme faaliyetlerinin mediaya servis yapılması değil mi?
Meclis Araştırması açılacakmış. Hadi, herkesin bildiği bu sırrı deşifre edemeyin!? Edemezsiniz; çünkü kimse masum değil! Hele CHP ve onun peşinden koşan ulusalcı kanat hiç değil..
Yabancı ülke istihbaratları da bu işin içinde.
Trojanlar bilgisayarlarımızın içini tarayıp kopyalamıyor mu? Bilgisayarda kaydetmeseniz bile, yazdığınız her şey kopyalanabilir.. 28 Şubat günlerini hatırlayın. Dinlemişler, izlemişler, fişlemişler. Yetmemiş andıçlamışlar.. CHP o günlerde ne yaptı! Peki şimdi niye bağırıyor..
Baykal işi gürültüye getirmek istiyor. Sorumlusu oldukları, hesap vermeleri gereken iddialardan sıyrılıp rejim krizi üretmeye çalışıyor..
Bu tartışmayı daha fazla sürdürecek olursa, başka şeyler de çıkabilir ortaya.. Bu cihazları resmen kimler ithal ediyor. Hangi kurumlar alıyor bu cihazları. Bakımını kim yapıyor? Başka isimler ya da kaçak olarak bu cihazlar ülkeye sokulmuş olamaz mı? Başka cihazların içine monte edilmiş olamaz mı? Hatta yerlisi bile yapılabilir, yapıldı da daha önce.. Hem de yeni değil.. Yakalandı adam. Baykal bu işi fazla kurcalayacak olursa sonunda kendi adamlarının başı belaya girebilir..
Bu dinleme işi çığırından çıkmış durumda. Herkes birbirini dinliyor. öyle pahalı, zor, karmaşık bir teknoloji değil bu. Ses kayıtları alındıktan sonra bunlar farklı seslere dönüştürülebiliyor.. Hatta kişinin ses rengi kaydedilip, kadının konuşmasından erkek sesi üretmek bile mümkün artık. Yakında Türkçe konuşacaksınız, İngilizce yazılı çıktı alacaksınız. Onu da sese dönüştürüp siz Türkçe konuştuğunuz halde sizin sesinizin renginde diyaloglar üretilebilecek..
Baykal, anladığım kadarı ile bu teknolojiden fazla anlamıyor..
Bir Türk bilim adamı, elektirik devresi üzerinden fabrikaların bir bakıma MR'ını çekiyor. Ne zaman nerede sorun oluşuyor, Amerika'daki fabrikanın verilerini Türkiye'den izleyebiliyorlar. Kimse bunu konuşmuyor.. Peki bu vesile ile size güzel, küçük bir haber ileteyim: Pardüs 2008 PİSİ 28 Haziran'da servise konuyor.. Birbirimizi dinlemeden önce, şu işlerle ilgilensek ne iyi olur? Pardüs biliyorsunuz, Tübitak tarafından geliştirilen ücretsiz bir işletim sistemi! Ne yazık ki kamuda da, özel sektörde de 3. sektörde de yeteri kadar kullanılmıyor.. CHP biraz da böyle işlerle ilgilense hani!
Belki biliyorsunuzdur, artık telefon hattı üzerinden dinleme yapılabiliyor. Yani kablosuz değil, başka kablo da değil, elektrik hattının nötr kanalından data alışverişi yapmak mümkün.. Bir sitede sadece elektrik fişine özel bir telefon takıyor, sonra site içinde sınırsız ve ücretsiz konuşabiliyorsunuz..
Dinlemeden kaçmak, kurtulmak mümkün değil. “Dinleme serbest olsun” demiyorum ama, başkasının bilmesini istemediğin şeyi söylemeyeceksin. Yerin kulağı var. Hatta bu işte telepatlar da kullanılıyor. Ne yapacaksınız peki? Hiçbir cihaz kullanılmıyor.. Aracınızın bir yerine yerleştirilecek bir 15-20 dolarlık bir GPS ile nerede olduğunuzu adım adım izleyebilirler.. GPS sinyallerine duyarlı sensörlerle her haltı yapmak mümkün.. Bazı konularda yeni bir teknoloji almak, yurda girdirmeye gerek yok.. Basit sunucuları global networke entegre ederek dünyanın herhangi bir yerinde çok daha sofistike sistemlerle bu sinyalleri çözmek mümkün..
özal zamanındaki teknikler artık kullanılmıyor. Sinyal önleyici sistemler de, aslında artık bir şekilde bloke edilebiliyor artık..
Bilgisayar ortamında sorunu tanımlayabiliyorsanız, çözümü vardır..
Serdar Arseven, gazetecilik hayatının en trajikomik dönemini yaşıyordur herhalde. Gülme krizine girmesin de. CHP'lilerin bu olay karşısında nasıl komik duruma düştüklerini görüp gülmeden edebilir mi insan..
Aslında “Güler misin, ağlar mısın..”, o da belli değil. Söz konusu olan parti, Ana Muhalefet Partisi! Neyse, bugünlük bu kadar yeter. Selam ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak - Vakit
a.dilipak@vakit.com.tr 2008-05-31


 

Bu ülkeye bir ‘özür borcunuz' var!
haber7.com tarih 31.05.2008, 10:21 (UTC)
 Önder Sav'ın 'dinleniyorum' iddiasıyla gelişen süreç gerçek bir skandalla sonuçlandı. Peki şimdi ne olacak? Bu ülkeye korku dolu buhranlı günler yaşatanlar ne yapacak?
31 Mayıs 2008 11:35
Yazı boyutunu büyütmek için
Yıllarca kıyısından köşesinden yakalamaya çalıştığımız istikrarın sürekliliğini sekteye uğratan, siyasi ve etnik kutuplaşmaları tırmandıran, halkın sosyal yapısıyla oynayan gerginliklere bir yenisi daha eklendi…

CHP’nin, genel merkez binasının Devletin ‘resmi gücü’ ile dinlendiğini ortaya atması ile başlayan süreç, Hz. Muhammed için kullandığı alay dolu cümlelerden sonra ortadan kaybolan Önder Sav’ın cep telefonunu açık bırakmasını belgelenmesi ile sonlandı…

Dinlendiğini iddia ederek, vücutlarına sonradan eklenen bir organ gibi yanlarından ayırmadıkları cep telefonlarından korkar hale gelen insanların üç gününü zehir eden, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dinlendiğini iddia ederek İslam aleminin en kutsal şahsına hakaret eden sözlerini örtbas etmeye çalışan Önder Sav ve beraberindeki bir çok CHP’li üst düzey yönetici başta olmak üzere, sonu teknolojik bilinçsizlikle sonlanan bu olayda AK Parti Hükümeti’ni, bu ülkenin sokaktaki güven kaynağı olan emniyet güçlerini suçlayan, MHP, DSP’nin yöneticileri ve ayrıca bu olayla birlikte hükümeti tefe koymaya soyunan Medya kuruluşları ve bazı yazarların, bu ülkeye BİR ÖZÜR BORCU var…

Neden mi?

Dinleme skandalı ile korkutup canını sıktığınız, demokratik hakkının en temel güvencesi olan oyunu verdiği partiden şüphe duydurttuğunuz, en yakınındaki sadık dostundan bile şüphelendirten ‘paranoyak fikirlerinizi’ empoze ettiğiniz bu halkın üç gününü, demeçlerinizle, yazılarınızla, haberlerinizle ve görmediklerinizle resmen katlettiniz…

Üç gün önce ağızlardan çıkan laflardan, çekilen kalemlerden kin nefret dolu sözler duyup okuyan bu halka, özür dolu sözler söyleyip okutmak için gereken 'erdemliliği' göstermek bu “skandala” imza atan herkesin boyun borcudur…

Yayın hayatına başladığı tarihten beri, gerçek ve doğru habercilikten hiç bir zaman ödün vermeyen, halktan aldığı destek ile Türkiye'nin en çok okunan İnternet haber portalı sıfatına taşıyan Haber7.com olarak, aşağıda isimleri ve demeçleri yer alan kişileri resmen afişe ediyor ve biz bu kişilerden halk adına, halktan özür dilemesini istiyoruz...

Türkiye bu isimlerden özür bekliyor;

CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın dinlendiği iddiasını değerlendirerek, ''Bir ortam dinlemesi olayıyla karşı karşıyayız. Watergate olayı, yıllar sonra Türkiye'de pervasızca tekrarlanmaktadır'' diyen CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol’dan,

Meczup dediği Vakit yazarı Serdar Arseven’in, "Önder Sav’ı cep telefonundan aradık... Bizimle konuşmak istemiyordu... Bu yüzden yanlışlıkla ’no’ tuşuna değil de ’yes’ tuşuna bastı... Biz de odada yaptığı konuşmayı dinledik." sözleri için; “Ne diyelim? Yuh artık! Zekaya hakaret olur da bu kadar olur...” yorumunu yapan Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun’dan,

AK Parti’nin gayri meşru yollarla toplumu ve devleti kuşattığını belirterek, “Dinleme vahim boyutlara ulaştı” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,

Medya içinde kendisini “Amiral Gemisi” mertebesine yerleştirerek güven vermeye çalışan fakat dinleme olayında, “Kim dinledi kim sızdırdı” manşeti ile CHP lideri Deniz Baykal’ı adeta harekete geçiren Hürriyet Gazetesi'nden,

AK Parti Hükümeti için, “Önemli yargıçların, siyasetçilerin telefonlarını dinleme gibi, ucuz ama diktatöryal bir duruşu da ortaya koyuyorlar.” diyen DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’den,

Bağlı bulunan tüm medya kuruluşlarının Önder Sav’ın Hz. Muhammed’e sarf ettiği çirkin sözleri görmezden gelen ama telekulak skandalına ön ayak olup bu ülkenin mutlu mesut günlerine neşter vuran medya devi Aydın Doğan’dan,

Deniz Baykal’ın dinleme ile ilgili iddialarına ve hükümete yönelik eleştirilerine yer vererek “Korku diktatörlüğü” manşetini kullanan Cumhuriyet Gazetesi’nden,

“Herkesin aklına düşen soru: Ben de mi dinleniyorum?” diyerek halkı açıkça korku tedirginliğe sevk eden “Basında Güven” sloganını sık sık çiğneyen Milliyet Gazetesi’nden,

Hz. Peygamber hakkında çirkin sözler sarf ettikten sonra hiç birşey olmamış gibi ortaya çıkıp, "Beni dinlediler" iddiasını ortaya atan ve 'Vakit’in ‘telefonunu açık bırakt’ı haberine, “Tanımadığım numarayı açmam” diye yanıt vererek skandal iddiasının ve çirkin sözlerinin arkasında duran CHP Genel Sekreteri Önder Sav’dan,

Yazısında, “Toplumumuz, bir türlü kontrol altına alınamayan bu keyfi dinleme terörü altında inlemeye başladı. İnsanların psikolojisi bozuldu. Diyeceğim, bu bütün Türkiye’nin ortak sorunu. Ama herkesten önce iktidarın sorunu.” Yorumunu yapan Amiral Gemisi’nin kaptanı Ertuğrul Özkök’ten,

"AKP, hakkımda ne yaparsanız ensenizdeyiz mesajı veriyor. Devletin teknolojik gücü siyasi güç olarak kullanılıyor” yorumunu yapan eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’dan,

“Konuşma metninin ideolojik tavrı ve aşırılığı bilinen Vakit gazetesine sızdırılmış olması da ister istemez “dinci bağlantı” şüphesini akla getiriyor: Bu kanunsuz dinlemeyi güvenlik güçleri içindeki “dinci” elemanlar mı yaptı?” yorumunu yapan Milliyet’in muhafazakar yazarı Taha Akyol’dan,

F-Tipi kulak tartışması” manşetini atarak Vakit’in üç gündür sessiz olduğunu iddia eden Akşam Gazetesi’nden,

Türkiye’de tüm gelişmeleri hemen sayfalarına taşıyan, Sav’ın iddialarını yalanlayan Vakit için “Komik savunma” yorumunu yapıp, Türk Telekom’dan gelen belgeyi görmezden gelen Fatih Çekirge’nin emir komutasındaki Hurriyet.com.tr’den ;

Başından geçen bir hadiseyi anlatıp, “Ne olur herkese "dinleme yok" deyin de bana demeyin!...” diyen Kanal D haberin sunucusu Mehmet Ali Birand’dan,

Önder Sav’ın Bolu eski valisi ile makamında yaptığı görüşmenin Vakit Gazetesi’nde yayınlanmasından 3 gün sonra, Ak Parti Hükümeti’nin ve devletin güvenlik güçlerinin de desteği ile CHP Genel Merkezi’ni dinlediğini söyleyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dan,

Olaylarla ilgili ayrıntıları kamuoyu ile paylaşan Vakit’i haber yapan, Zaman, Bugün ve Yeni Şafak için “Yandaş basından komik savunma” diye haber yapan Vatan Gazetesi’nden,

“Herkes büyük bir korku paranoyası içinde… Ülkenin böyle bir korku iklimine sürüklenmesinin sorumlusu hükümettir." diyen Hürriyet yazarı Tufan Türenç'den,

Vakit'in haberinden yola çıkarak, Önder Sav’ın dinlendiğini ima eden haberlere imza atan, fakat olayın yalan çıktığının anlaşmasından sonra konuyla ilgili hiçbir habere yer vermeyip, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın AP’de söylediği sözlere yönelen Vatan Gazetesi’nin -zamanında reklam için Bakan Güneş Taner’in önünde diz çökmesi ile gündeme gelen- Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu’dan,

“Kimi dinlediler? CHP’yi. Kimi mahkemeye verdiler? CHP’yi. Mağdur kim? CHP. Sanık kim? CHP. Tanık? CHP.” diye ironi yaparak CHP’yi mağdur sandalyesine oturtan Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil'den

''CHP Genel Merkezini ve Genel Sekreterini dinleme talimatını kim vermiştir? Dinlemeden sonra ortaya çıkan konuşma metnini, AKP'ye yakın medyaya kimler servis etmiştir?'' sorusunu soran CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’ndan,

Son zamanlardaki demokrasi çıkışlı yazıları ile adından söz ettiren fakat dinleme fiyaskosu için, “Önce Anayasa Mahkemesi Başkan vekili Osman Paksüt’ün, son olarak CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın dinlenmeleri elbette skandaldır. Elbette özgürlüğün ihlalidir. Elbette suçtur. Elbette cezayı gerektirir. Bu suçu kim işledi? Devletin kendisi mi? Devlet içindeki odaklar mı? Çeteler mi?” yorumunu yapan Milliyet yazarı Hasan Cemal'den

“Anamuhalefet partisinin genel sekreterinin dinlenmesinin gerekçesi devletin güvenliği olamaz, eğer dinleniyorsa ortada siyasi bir niyet var demektir. Onun da mutlak surette yargıya intikal ettirilmesi gerekir.” Yorumu ile birlikte, “Biz de o kuşkuyu taşıyoruz!” diyen MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı’dan,

“CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın odasında yaptığı özel görüşmenin kaydedilip Vakit gazetesinde yayımlanması, ‘yasalara meydan okuyan’ bir anlayışın sonuçları...” diye kesin ifadeler kullanan Hürriyet yazarı Melih Aşık'tan,

“CHP, Başbakan hakkında gensoru vermeye hazırlanıyor. Emniyet içindeki cemaatçi kadrolaşmanın yüksek teknoloji kullanarak CHP’yi izlediği ortada. AKP’nin kendi ‘derin devleti’ni oluşturduğunu savunan CHP bu örgütlenmenin üzerine gitmeye kararlı.” diyerek neredeyse bir skandala ortak olan Hürriyet yazarı Derya Sazak'tan,

“Dinleme skandalı buzdağının sadece tepesidir. Devlet içinde örgütlenmiş cemaate bağlı çete, tüm kritik kişi ve kurumları yıllardır dinlemektedir.” diyerek insanları töhmet altında bırakan Akşam yazarı Serdar Akinan’dan,

Sav'ın özel görüşmesinin içeriğini yayınlayan Vakit yazarı Serdar Arseven’in,''Kendilerine bu konuşma bandının servis edildiğini'' yazmasını mantıksız bulup, görüşmeyi kimin servis ettiğini sorup, ''Bu, Türkiye'de demokrasi skandalı, rezaletidir. Utanç duyulacak bir tablodur'' diye yorum yapan CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay’dan,
temsil ettikleri mevki ve makamın 'hakkına' yakışır bir şekilde, bir kereye mahsus da olsa büyüklük ve cesaret örneği gösterip "ÖZÜR" dilemeleri bekleniyor...





 

<-Geri

 1 

Devam->

 
  bugün 3 ziyaretçi (4 klik) burdaydı!  
 
Bu site bir Hasaneyn ürünüdür...
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol